Istanbul Tourist Pass®, İstanbul'u keşfeden gezginler için dijital bir seyahat kartıdır. Ayasofya ve Sultanahmet Camii gibi 100'den fazla popüler mekân ile Flying Dress Photoshoot gibi farklı deneyimler içerir. Ziyaret planınıza bağlı olarak 1, 2, 3, 4 veya 5 günlük kartlar alabilirsiniz. Bilet kuyruğunu atlatma özelliği sayesinde kart sahipleri birçok mekâna kuyruk beklemeden giriş yapar ve anında QR biletleriyle giriş sağlar.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Hakkında
İstanbul Arkeoloji Müzeleri, tarih ve kültüre ilgi duyanlar için adeta bir hazine sandığıdır. Zengin koleksiyonuyla binlerce yıllık bir yolculuğa davet eder. Burada efsanevi Anadolu Medeniyetleri, Antik Yunan ve Roma dönemlerinden kalıntılar ile Orta Doğu'nun kültürel zenginliği bir arada bulunur. Her biri kendi hikayesini anlatan değerli eserlerle büyüleyici bir deneyim sunar.

Müze üç ana bölümden oluşur: Arkeoloji Müzesi, Çinili Köşk Müzesi ve Eski Doğulu Sanatlar Müzesi. İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Türkiye'nin ilk müzesi olarak sayılır ve imparatorluk topraklarından getirilen çeşitli kültürlere ait yaklaşık bir milyon eseri bünyesinde barındırır.
Tarihçesi
İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Türkiye'de müzeciliğin izlerini taşıyan önemli bir kuruluştur. Koleksiyon merakı Mehmed II döneminde başlamış olsa da, Muze-i Humayun'un kurulmasıyla kurumsal müzeciliğin temelleri atılmıştır (1869). Hagia Irene'deki arkeolojik eserler bu müzenin temelini oluşturur. İmparatorluk Müzesi 1872'de Alman Doktor Phillip Anton Dethier tarafından yeniden kurulmuş; alan yetersizliği nedeniyle Çinili Köşk dönüştürülüp 1880'de ziyaretçilere açılmıştır. 1881'de Osman Hamdi Bey\’in müze müdürü olarak atanması, Türk müzeciliğini yeni bir döneme taşıdı. Hamdi Bey'in yurt içi ve dışı kazılarıyla önemli eserler ortaya çıktı. Bu eserleri sergilemek için Alexandre Vallaury tarafından yeni bir müze binası inşa edildi ve 13 Haziran 1891'de ziyarete açıldı. Çinili Köşk Müzesi ise Osman Hamdi Bey tarafından Sanat Akademisi olarak kuruldu ve daha sonra müzeler için ayrıldı. Klasik bina 1891'de açıldı ve burada pek çok önemli eser sergilenir. Şimdi gelin, tarih derinliklerinde bir yolculuğa çıkalım.
Mimari Yapısı
İstanbul Arkeoloji Müzeleri, 19. yüzyılın sonunda inşa edilmiş ve Osmanlı mimarisinin etkileyici örneklerinden biridir. Neo-klasik üslubu taşıyan yapı, dönemin estetik anlayışını yansıtır ve etkileyici bir görünüme sahiptir.

Ana binanın dış cephesi, zarif Osmanlı mimarisinin belirgin niteliklerini taşır. Büyük kubbeler, özenli süslemeler ve kemerler ziyaretçilere Osmanlı İmparatorluğu'nun ihtişamını hissettirir. Giriş kapısının üstündeki yüksek kemerli tasarım etkileyici bir görünüm yaratır. Ayrıca binanın dış cephesindeki kabartmalar ve süslemeler, ziyaretçilere tarih ve mitolojiyle ilgili ilginç ayrıntılar sunar.
İlk Adım: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
İstanbul Arkeoloji Müzeleri\’nin girişini geçince karşılaşılan ilk alan geniş avludur. Avlu, farklı dönemlerden heykeller, sütunlar ve arkeolojik eserlerle süslenmiştir. Avludaki ağaçlar mekâna canlılık katar. Ana giriş, etkileyici bir merdivenle açılan geniş kapıdır. Bu kapı, ziyaretçileri antik dünyanın gizemli atmosferine çağırır; kapının üzerindeki süslemeler zengin bir tarih ve sanat mirasını yansıtır.

Müzeler kompleksi üç ana bölümden oluşur: Arkeoloji Müzesi, Çinili Köşk ve Eski Doğulu Sanatlar Müzesi. Arkeoloji Müzesi ana binadır ve ana koleksiyonu barındırır. Bu muhteşem yapı, geçmişin ve sanatın izlerini taşır ve İstanbul’un kültürel mirasına önemli bir katkı sağlar.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde Görülecekler
Bu etkileyici mekanda ziyaretçiler, binlerce yıl öncesine uzanan tarih zenginliklerini keşfederler. Müzede dünya mirası niteliğindeki koleksiyonlar bulunur. Şehrin kalbinde yer alan bu kompleks, üç bölüm halinde ziyaret süresini uzatır.
Arkeoloji Müzesi
Bu bölüm, Antik Yunan, Roma ve Bizans dönemlerinden eserler sergiler. Heykeller, lahitler, sikkeler ve seramikler bu bölümde bulunur.

Osman Hamdi Bey'in kazılarından çıkan zengin parçalar arasında Büyük İskender'in Lahdi, Lycia Mezar Taşı ve Tabnit Lahdi gibi eserler bulunur. Prehistorik çağdan Osmanlı dönemine uzanan koleksiyonlar da burada görülür.
Eski Doğulu Sanatlar Müzesi
İstanbul Arkeoloji Müzeleri\’nin koridorlarında yer alan Eski Doğu Sanatları Müzesi bölümü, Orta Doğu ve çevresinin zengin kültürel mirasını yansıtan nadir eserler içerir. Bu bölüm, bölgenin derin tarihine ışık tutar.

Bu bölümde, pre-İslam Arap Yarımadası'ndan Anadolu'ya, Mısır'dan Mezopotamya'ya uzanan geniş coğrafyadan nadir eserler bulunur. Arap Yarımadası'nın dini ve kültürel yaşamını yansıtan heykeller ve seramikler dikkat çekicidir. Akkad Kral Naramsin'in Yazıtı, Kadesh Antlaşması ve İştar Kapısı gibi özgün kalıntılar bu bölümde görülebilir.
Çinili Köşk Müzesi
Çinili Köşk Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksinin en eski yapılarından biridir ve Fatih'e inşa edilmiştir. Pers mimarisini yansıtan revakı ve sütunlarıyla ünlü olan bu köşk, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çini ve seramik örneklerini barındırır.

Çinili Köşk'ün içi, altı odadan ve merkezi salondan oluşur. Yaklaşık 2000 eser bu bölümde yer alır ve 11. ile 20. yüzyılları kapsar. Özellikle Karamanoglu Ibrahim Bey Imaret'in çini mihrabı ve Ab-i Hayat Çeşmesi'nin 1590 yapımı olması dikkat çekicidir.
Çinili Köşk bölümü, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde Türk çini ve seramik sanatının zenginliğini gösterir. İç mekandaki eserler dönemin estetik ve teknik becerilerini yansıtır.
Not: İstanbul Arkeoloji Müzeleri ziyaretçilere açıktır, Çinili Köşk ve Eski Doğulu Sanatlar Müzesi şu anda inşa halinde.